GETAT

GETAT:Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp demektir.                           

 

1.Kupa terapisi

Bardak çekme, kupa çekme olarak bilinen kupa terapisi, küçük bir kabın kullanımıyla cildin yüzeyine vakum oluşturularak yapılan geleneksel bir tedavi şeklidir. Nispeten ucuzdur ve invaziv (girişimsel) değildir. Günümüzde kupa terapisi, akupunktur noktalarına uygulanmaktadır.

Genelde geleneksel Çin Tıbbı ile ilişkilendirilmesine rağmen, kupa terapisi yüzyıllar boyunca ayurvedatıbbında, Arap tıbbında (El-Hijama), Mısır, Antik Yunan ve Roma şifa uygulamalarında kullanılmıştır.

Kupa terapisinin ilk kayıtlarından biri, Han Hanedanlığı’nın mezarı içinde bulunan eski bir kitap olan Bo Shu’da bulunmuştur. Batı tıbbının öncüleri sayılan Galen ve Hippocrates de kupa terapisini kullanmış ve teşvik etmiştir.

Kupa terapisi, kan akışını harekete geçirmek için kısmi bir vakum oluşturmak amacıyla ısıtılmış bir kapağın deriye uygulanmasıyla olur.

Günümüzde artık cam bardaklar kullanılmaktadır, ancak daha eski zamanlarda bambu, metal veya topraktan yapılmış bardaklar yaygın olarak kullanılmaktaydı.

Vakum, alkole batırılmış ve tutuşturulmuş bir pamuklu çubuğun bir kaba sokularak kabın ısıtılması ve içindeki oksijenin alınmasıyla cilde hızlıca kapatılır. Kupa cilde uygulanır (genellikle sırt ve omuzlar üzerinde) ve kupa soğurken bir vakum oluşur. Bir bakımdan, kupa terapisinin etki mekanizmaları akupunktur ile örtüşmektedir.

Kupa terapisi çeşitleri nelerdir?

  • kuru sabit: fincan tek pozisyonda kalır
  • ıslak yüzeysel (hacamat): kanın biriktiği yerde insizyonlar açılır ve vakum aracılığıyla kan çıkartılır
  • hareketli kupa: kupa deri boyunca hareket ettirilir
  • moksibusyon: kurutulmuş bitkiler yakılır
  • akupunktur ile kupa tedavisi
  • ilaçlar ile kupa terapisi: krem veya merhemin kullanılması

Kupa terapisinin süresi genellikle 5-10 dakika arasındadır. Farklı etkiler için de farklı boyutta kupalar, farklı basınçlar ve uygulama süresi uygulanabilir. Kupa tedavisi sonrası kalan iz ısı derecesine, kupa boyutuna, kupanın vücut üzerine durma süresi, ve kişinin sağlık durumu ile orantılıdır. Kupa terapisinin kullanım sıklığı ve uygulandığı şekile göre ciltte renk değişimi görülmektedir. Kupa terapisi sonucunda oluşan renk değişikliğini ölçmek için de bir ölçek geliştirme eylemi bulunmaktadır.

Kupa terapisinin felsefesi bilim tarafından desteklenmekte midir?

Kupa terapisinin etki mekanizmasını anlamak için iki yaklaşım bulunmaktadır.

  1. Geleneksel Çin tıbbına göre kupa terapisinin Ying ve Yang’ı dengelediği ve chi akışını denetlediğine inanılmaktadır.
  2. Batı tıbbına göre kupa terapisi fiziksel bir basıncı ortaya çıkartmaktadır ve bu basınç, sinirleri ve endokrin (hormonal) tepkileri tetiklemektedir. Bu durumlar belli bölgelerde ve sistematik olarak olmaktadır.

Kupa terapisinin bilimsel olarak tam kabul edilmemesindeki sebep, mevcut modern tedavilerle yeteri kadar karşılaştırmalı sonuçlarının olmamasıdır. Ancak eğer kupa terapisiyle ilgili daha çok deney ve gözlem yapılır ise ileride tıbbı bir tedavi olarak kullanılabilir ya da etkili olmadığı durumlar daha net bir şekilde ortaya çıkabilir.

Kupa terapisinin arkasındaki hipotez, kupanın cilt üzerindeki sinirleri uyarması sonucu nöroendkorin ve bağışıklık sistemi hücrelerinin aktifleşmesi iddiasıdır.

Kupa terapisi, deriyi besleyen damarları genişletir. Takiben kılcal damarlara yoğun bir kan akışı ve bunun sonucunda kılcal damarlarda yırtılmalar ile ekimozlara (morluklara) sebep olmaktadır. Ciltteki bu ekimoz alanları, kanın inflamatuvar (iltihabi) hücrelerini harekete geçirir, bu bölgeye çeker ve bölgesel akut inflamasyonlar oluşur.

2.MEZOTERAPİ

Farmakolojik ve bitkisel ilaçların vücudun belirli bölgeleri enjekte edilmesi yoluyla mezoderm adı verilen embriyolojik hayattaki orta tabakadan köken alan hastalıkların iyileştirilmesi amacıyla geliştirilmiş tıbbi bir tedavi yöntemidir.

Embriyolojik hayatta kök hücrelerden ilk oluşan ve hayatı oluşturan Endoderm, Mezoderm ve Ektoderm, vücuttaki tüm doku ve organları oluşturur. Mezoderm kaynaklı organlarda ortaya çıkan hastalıkların tedavisinde kullanılmaya başlanan tedavi yöntemi, günümüze kadar önemli gelişme kaydederek pek çok hastalığın direkt tedavisinde veya destekleyici tedavi olarak yer almıştır. Dünya’nın pek çok ülkesinde üniversitelerde Mezoterapi Kürsüleri kurulmuş ve yeni gelişmeler takip edilerek çalışmaları yapılmaktadır.

Bu yönetimin mucidi olan Dr. Pistor Mezoterapiyi tarif ederken “İlaçların, hastalığın bulunduğu yerin yakınına verilmesi durumunda tedavi etkinliğinin arttığı yeni ve basit bir tedavi metodudur” demiş ve “Uygun Yere, Az Miktarda, Az Sıklıkta ve Daha Güçlü Etki” kavramını ortaya koymuştur. Gerçekten de iyileştirilmesi hedeflenen bölgeye Mezoterapi yapılırken;

DÜŞÜK DOZ:

Ağız yoluyla veya damardan ya da kalçadan verilen ilaçların aynı veya benzerleri kullanılır, ancak çok küçük bir miktarla çok daha fazla etki alınmaktadır. Çünkü, lokal olarak derinin orta tabakasına uygulanan ilaçlar direkt lezyona olan bölgeye etki ederler. Etkilerini karaciğerde metabolize olmadan (parçalanmadan) gösterirler. Bu sebeple sistemik (tüm vücudu etkileyen) etkileşimleri olmaz. Bu sebeple, normalde ağız veya damar yoluyla birlikte verildiklerinde toksik reaksiyon oluşturabilme riski olan ilaçlar, mezoterapide güvenle kullanılabilir.

DAHA AZ SIKLIK

Doğru ilaçlarla daha az seanslarda pek çok hastalığı mezoterapi ille tedavi veya destekleyici tedavi etmek mümkündür.

UYGUN YER

Gerek cilt veya saç problemleri olsun gerekse ağrı veya başka hastalıklarda mezoterapinin uygulanma bölgesinin tespiti çok önemlidir. Doğru yer bulunduğu takdirde çok daha az doğru ürünle çok daha az sıklıkta çok daha güçlü etki görmek mümkündür. Bu sebeple, Mezoterapi mutlaka bu konuda uzman hekim tarafından yapılmalıdır.

Mezoterapi adı özellikle bu konuda yetkisi olmayan pek çok salon veya merkezde kullanılmaktadır. Mezoterapi mutlaka hekim /Mezoterapi hekimi tarafından yapılmalıdır. Mezoterapide kullanılan bazı ilaçların piyasada yetkisiz kişilerce temini sebebiyle karşılaşılan bu durum, doğru tanı, doğru yer, doğru ilaç ve doğru doz kavramı bilinmeden faydalı olmayacağı gibi zarar da verebilmektedir.

DAHA GÜÇLÜ ETKİ

Mezoterapide kullanılan ilaçların direkt hedeflenen bölgeye verilmesi sebebiyle etkisi çok daha güçlü olmaktadır. Dr. Pistor bu konuyu şöyle tanımlamıştır: “60 kez azaltılmış dozlarla 120 kat etki sağlamak mümkündür”

Mezoterapide çok ince ve küçük iğneler kullanılmaktadır. Mezoterapi iğnesi olarak ta adlandırılan bu iğneler insülin iğnesinden daha incedir (30G, 31G veya 33G). Bu sebeple uygulanan bölgede travmatik etkileri ve dolayısıyla da ağrı yaratma özellikleri çok düşüktür. Zaman içerisinde iğnesiz olarak bu işlemleri yapabilmek amacıyla çeşitli cihazlar yapılmıştır. Ancak bu cihazlarla elde edilen sonuçlar asla iğne ile yapılan mezoterapi sonucunu yakalayamamıştır. Temel olarak derinin orta tabakasına verilmesi gereken bu ilaçları iğne kadar etkili başka taşıyabilecek bir yöntem yoktur. Bu sebeple iğnesiz mezoterapi dendiğinde dikkatli olmak ve araştırmak gerekmektedir.

Mezoterapi çok etkin bir tıp yöntemi olarak 1950’lerden günümüze yayılarak ve tüm dünyayı kapsayacak şekilde bilimsel sonuçlarıyla karşımıza çıkan bir tedavi yöntemidir. Pek çok ülkede tıp fakültelerinin eğitiminde mevcuttur.

 

çayyolu diş hekimi Ankara varis Paykwik Ankara dershane Biber hapı orjinal Orjinal lida Ankara rinoplasti Reductil